English
0216 443 30 30
info@udofed.org.tr

İTÜ Profesörü Dr Burak Berk Üstündağ Döner Habere Röportaj Verdi

20.yüzyılın başında endüstrileşmiş ülkelerde bile ortalama insan ömrü 47 yıldı (Erkeklerde 46, bayanlarda 48). Özellikle 1900’lü yılların başında hızlanarak artan buluşların etkisi ile endüstrileşmiş ülkelerdeki insan ömrü ortalaması 80’yaşına yaklaştı. Tıp alanındaki buluşlar ve özellikle halk sağlığı uygulamalarının yaygınlaşması insan ömrünün 100 yılda %100’e yakın artış trendine girmesinde etkili oldu.

İnsanlığın karşılaştığı sorunlar, çekilen acıların yanında teknolojik çözümlerin hızlanmasını da sağlamıştır. Örneğin suların sürekli kolarlama ile dezenfenksiyonuna İngiltere’de 1905’te görülen bir tifo salgının kontrol altına alınması çabası ile başlanmıştır. Suların klorlama ile dezenfeksiyonu, kolera, dizanteri ve tifo gibi suyla yayılan salgın hastalıkların önüne geçilmesini sağlamıştır. 1928’de Alexander Fleming tarafından penisilinin icadına kadar küçük enfeksiyonlar bile ölümlere yol açabilmekteydi. Doğum sırasındaki anne ölümleri batı toplumlarında bile şimdikinin 50 katından daha fazlaydı. Bu zamana kadar keskinleşen yaşamsal sorunlar büyük acılara neden olduğu gibi insan ömür ve yaşam süresini arttıran gelişmeleri de sağladı. Bunun sonucu başka bir dramatik tablo ortaya çıktı. Grafikte görüldüğü üzere Dünyamızın nüfus artışı adeta duvara çarparcasına son 50 yılda geçmişteki 10.000 yıldakinden fazla arttı. Bununla birlikte havayolu ile taşınan yolcu sayısı, günlük iletişim sayısı, siber suç sayısı dahil çok farklı alanlardaki sayılar da üstel olarak artmaya başladı. Bu artan karmaşıklık miktarı Dünyamızın ekolojisini diğer tüm değişikliklerden daha hızlı zorlamaktadır. Bilim ne kadar gelişirse gelişsin şu anda mevcut insan İnsan ırkı için temel gerçek, Dünya’mızdan başka bir yaşayabileceği gezegen olmadığıdır. Mars’ta koloni gibi projelerle alternatif yaşam ortamları bizim neslimiz için geçerli bir mutlu son değildir. Vücudumuzun doğumdan itibaren intibak ettiği yer çekimi ve gün ışığı periyotları da dahil olmak üzere fiziki özellikler vardır. Bu intibak bir defadır ve bizler için tek gezegen Dünya’dır.

Dünyamızda kişi başına ekilebilir alan oranı ve doğal tatlı su kaynağı miktarı hızla azalmaktadır. Buna karşın artan nüfus hızı ile önümüzdeki yalnızca 30yıl içinde mevcudun iki katı gıdayı yaklaşık yarısı kadar alandan elde etme ihtiyacı gibi önemli bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorun iklim değişikliğinden hızlı gelişen ama tüm salgınlardan da tehlikeli olan bir süreçtir. Çünkü geçen 50 yılda artan gıda ihtiyacı, havzaların su kaynaklarının kapasitesinden fazla su kullanımı, insan sağlığı sınırına kadar (belki de fazlası) gübreleme ve ilaçlama ile birim alan başına tarımsal üretim miktarı arttırılarak karşılanmıştır. Bundan sonrasında aynı yöntemle üretimi iki kat daha arttırmak fiziki olarak mümkün değildir. Bilgi sistemlerini daha iyi kullanarak tarladan sofraya tüm süreçlerdeki kayıpların azaltılması ve topraksız tarım, dikey tarım gibi yöntemler ile bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı ile verim artışı insan ırkının Dünya’daki göreceli barış dengesi içindeki yaşamına bir süre daha kazandırabilir. Aksi halde ortaya çıkabilecek açlık ve kıtlık sorunları daha meydana gelmeden, ülkelerin yaşam mücadelesine girerek tamamen farklı bahanelerle riskli çatışma süreçlerine girebilmesi de önemli bir olasılıktır.

Yılda yaklaşık 10milyon kişi kanser nedeniyle ölmektedir. Kovid19 ile mücadelede ilaç ve aşı geliştirilmesi çalışmalarında makine öğrenmesi ve yapay zeka teknikleri de dahil giderek artan oranda biyo-moleküler fonksiyon ve sistem tasarım teknolojileri kullanılmaktadır. Kovid19’dan günlük ölüm sayısı Dünya genelinde 10.000 kişiyi yeni geçti. Fakat bu ölüm sayısındaki artış eğilimi ve yavaşlayan küresel ekonomik sistemler doğal olarak Kovid19 ile mücadeleye ayrılan kaynakları diğer herşeyin üstüne çıkarmıştır. Kovid19’a karşı geçmiş yıllardakine göre rekor sürede genetik özelliklerin çıkartılması, tedavi edici ilaç ve önleyici aşı için bilgi ve görüntüleme teknolojilerinin etkin kullanımı, çarenin bulunması ile birlikte başka kapıları da aralayacaktır. Bu sürecin sonunda belki de yıllardır günde 30.000 kişiye yakın insanın öldüğü kanserle mücadelede ilerleme sağlayacak kişiye özel ilaç gibi yeni yöntemler ile tedaviler ivme kazanacaktır. Komplo teorisyenlerinin beklentilerinden farklı olarak Kovid19 salgını Dünya nüfus artış hızında önemli bir değişikliğe neden olmayacaktır. Dünya’da nüfus artışına bağlı olarak üstel artan ilişki sayısı ile biyolojik sorunların sıklaşması olağan bir süreçtir. Ekolojinin nüfustan etkilenmesine de bağlı olarak gıda güvenliği sorunları ile mücadele Kovid19’dan da zorlu olabilir ve çözüm geliştirilemez ise on yıllara yaygın olarak artış beklentisi ile bizleri beklemektedir.

Prof.Dr.B.Berk ÜSTÜNDAĞ

0216 443 30 30